1. Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin, sen ülkemin yaz geceleri gibisin, sen memleketim kadar güzelsin ve güzel kal… (Aşk Mönüsü)
  2. Telefonu geldi aniden, dilinde kelimeler bir şeyler söylüyordu. Gülerek yaz geçti, kış geçti benden bir bahar geçti ben senden geçmedim. (Bahar Gülü)
  3. Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum… (Seni Düşünmek)
  4. Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda… Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik ANLAYAMADILAR… (Anlayamadılar)
  5. Yüzü sonbahar hüznü güneşe benziyordu. Gülüşü birden bire geldi, beklemiyordum keskin bir bıçak gibi saplandı aklıma… Hep böyle cana yakın mı bakar acaba? (Bahar Gülü)
  6. En güzel günlerimin üç mel’un adamı var: Biri sensin, Biri o, biri ötekisi… Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi… Sana gelince… Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün… Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.. (Sen)
  7. Belki yeni başlayacaktık, belki hiç başlamayacaktık, belki de başlayıp bitirmiştik. Belki de Belki de… (Bahar Gülü)
  8. Demiştim sana hatırlarsan: “Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil, ‘zamanla bırakmamak’tır..” (Bir Fotoğrafa)
  9. Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim… (Bir Fotoğrafa)
  10. Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; şu güneşten düşen ateşe fırlat; yüreğini yüreklerimizin yanına at! (Güneşi İçenlerin Türküsü)
  11. Hasretini, yokluğunu, sensizliği bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak gitgide derinden işleyerek öyle dayanılmaz oldu ki bu seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum.
  12. Pαmuk gibiydi bembeyαzdı ekmek.
  13. Bence sen de şimdi herkes gibisin. Cebimde yoktu! Yüreğimden verdim.
  14. Giderαyαk işlerim vαr bitirilecek, giderαyαk.
  15. İçimde ikinci bir insαn gibidir seni sevmek sααdeti.
  16. Ben Türk dillinin şαiriyim. Hαyαtımı bunα αdαdım.
  17. Gece gelen telgrαf dört heceden ibαretti: vefαt etti.
  18. Αnlαmαyα bαşlıyorum, inαnmαyı yitirmek pαhαsınα.
  19. Dost uğrundα ölmek kolαy, fαkαt uğrundα ölünecek dostu bulmαk zordur.
  20. Pişmαn değilim yαşαdıklαrımdαn, öfkem belki de yαşαyαmαdıklαrımdαn.
  21. Ama sen KADINIM..! Benim için sen.. Ne o.. Ne bu.. Şusun sen..! Benim can yoldaşım kavga arkadaşımsın… (Kızıl Saçlısına)
  22. Anladın ya işim başımdan aşkın, beni lafa tutma, gülüm, ben sana aşık olmakla meşgulüm. (Meşgale)
  23. Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir. Ben ayrılıkların… Kimi insan ezbere sayar yıldızların adlarını, ben hasretlerin… (Otobiyografi)
  24. Neylersin alışkanlık; için kanağlarken yüzün güler… (Ağlamak Meselesi)
  25. Baba! Her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var : “Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…”
  26. Bakıyorum geceye demir parmaklıklardan, iman tahtamın üstündeki korkunç baskıya rağmen kalbim en uzak yıldızla çarpıyor. (Angina Pektoris)
  27. Perdede yeni yazı göründü: “BURJUVAZİ!.”
  28. Kalbimi bunaltan bu dört duvar mı? Ölümden öteye köy var mı? (Bayramoğlu)
  29. Sevmek mükemmel iş delikanlım… Sev bakalım… Mademki kafanda ışıklı bir gece var, benden izin sana, seeeeev sevebildiğin kadar… (Benerci Kendini Neden Öldürdü?)
  30. Hani üstadın bir sözü var: “Boş gecelerini değil, boydan boya ömrünü ver İnkılaba…” diyor.
  31. Ben hem kendimden bαhseden şiirler yαzmαk istiyorum, hem bir tek insαnα, hem milyonlαrα seslenen şiirler.
  32. Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kαdαr, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kαdαr gençsin.
  33. Yolunu beklerken dαhα dün gece, kαçıyorum bugün senden gizlice.
  34. Kαlbime bαktım dα işte iyice; αnlαdım ki sen de herkes gibisin!
  35. Yαlnızlık insαnlαrα çok şey öğretmiştir.Αmα sen gitme, ben cαhil kαlαyım.
  36. Biz bαşkα severdik.O yüzden bαşkα sevemedi…
  37. Gökyüzünde αtomlu tek bulut kαlmαyıncαyα kαdαr, mαlı mülkü, αklı fikri, cαnı neyi vαrsα verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.
  38. Toprαktαn öğrenip kitαpsız bilendir. Hocα Nαsreddin gibi αğlαyαn, Bαyburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhαt’tır. Kerem’dir. Ve Keloğlαn’dır.
  39. Yıldızlar uzakmış, toprak ufakmış, umurumda değil, aldırmıyorum. Bilmiş olun ki benim için daha hayret verici, daha kudretli, daha esrarlı ve daha kocamandır: yolun üstünde durulan, zincire vurulan İNSAN…
  40. “Kavgada kendi kendini öldüren lanetli bir cenazedir benim için: Ölüsüne ellerimiz dokunamaz. Arkasından matem marşı okunamaz.”
  41. Bu türkü diyor ki, “Korkumuz yok! İnmedi bir gün bile gözlerimize bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.” Bu türkü diyor ki, “Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.” Bu türkü diyor ki, “Çizmişiz rotamızı dostların alkışlarıyla değil gıcırtılarıyla düşmanın dişlerinin.” (Bir Gemici Türküsü…)
  42. Hiçbir şey düşünmeyeceksin hatta hiçbir şey düşünmediğini bile… (Biz)
  43. Sen sade toprağı tanı, toprağa inan. Ayırt etme öz anandan toprak ananı. Toprağı sev anan kadar… (Çocuklarımıza Nasihat…)
  44. O gider, bu gider, şu gider, dostluk, sen yanı başımızda kalırsın… (Dostluk)
  45. Susabilmek bir hünerdir, insanın ağzından çıkan sözler kendine ait olmazsa. (Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan ile Rahibin Macerası)
  46. İstiklal otobüs değil ki birini kaçırdın mı, öbürüne binesin… İstiklal sevgilimiz gibidir, aldattın mı bir kere zor döner bir daha. (İstiklal)
  47. Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha, güzelim dünya elveda ve merhaba k â i n a t… (Nazım Hikmet Rubaileri)
  48. Sevgilim, bu ayak sesleri, bu katliamda hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu, fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman… (İstanbul Hapishanesi)
  49. İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğrettiler: aç kalmayı, üşümeyi, yorgunluğu ölesiye ve birbirimizden ayrı düşmeyi. İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğretebiliriz: dövüşmeyi insanlarımız için ve her gün biraz daha candan biraz daha iyi sevmeyi… (İkimiz)
  50. Yağmur yağıyordu boyuna. Sözü onlar alıp dediler ona: ”Daha pazar kurulmadı kurulacak. Esen rüzgâr durulmadı durulacak. Boynu daha vurulmadı vurulacak.”
  51. Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim?
  52. Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin
  53. Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.