1. Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda, kırık dökük de olsa yanımda.
  2. Seni sevmek intihar da
    Sevmemek ihtimal bile değil…
  3. buluşur çok uzaktan ellerimiz
    ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
  4. Seni yanımda gezdiriyorum aşk kelimesi.
  5. Her yalnızlık bir ihtilaldir.
  6. Uyurken uyandırılmış gibi Beni bir sardunya büyüttü belki.
  7. Niye olmalı öyleyse. Aşk mutlu bir sürgünlükse…
  8. Yaşamım bir şarkıcının iç çekme anıdır beş mevsim yaşarım yılda.
  9. Bir bakın uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim.
  10. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
  11. Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim.
  12. Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde. Oysaki seninle güzel olmak var.
  13. Çıkmazlarda üst üste birikmiş ufuklar kadar derindim.
  14. Bir canavar gibi düşünün isterseniz herkes kendi düşündüğüyle kalacak.
  15. Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim
  16. Uyurken uyandırılmış gibi Beni bir sardunya büyüttü belki.
  17. Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan.
  18. Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda. Kırıp dökük de olsa yanımda. Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda. O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan. Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
  19. Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum. Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
  20. Doğasın sen, doğasın, yarat beni yeniden. Ey yalnızlığımı kuşatan yalnızlık.
  21. Çıkmazlarda üst üste Birikmiş ufuklar kadar derindim.
  22. Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa. Saatlendiriyoruz günü. Bölüyoruz dakikalara
  23. İçime siner mahallenin kokusu. Gökyüzü karışıksa kuşların işi. Ya içim içime sığmıyorsa. Ne denir kötüdür insanların gidişi.
  24. Gitsem de her yerde biraz vardır. Hatırda zamansız bir plak. Bir otel kapısı, biraz istasyon. Vardır o seninle birlikte olmak. Buluşur çok uzaktan ellerimiz. Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
  25. Uzanır kırlara doğru, Yalnızlığı olan. Bu saatte sessizlik acıdır, Gelecektir parka yalnızlığı duyan.
  26. Gökyüzü gibi çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.
  27. Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz.
  28. Ve Mutluluk. Bir kibrit çöpü ne kadarcık yanarsa.
  29. Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da herkes biraz var o kadar.
  30. Tek ihtiyacım neydi biliyor musun? Bir papatya yaprağı daha.
  31. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
  32. Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı
  33. Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiçbir yere gitmiyor.
  34. Doğasın sen doğasın yarat beni yeniden. Ey yalnızlığımı kuşatan yalnızlık…
  35. Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
  36. Hava soğudu Kasım’ın son günleri. Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.
  37. Ben yorgunum anlamaktan bir duvar bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.
  38. Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
  39. Bugün de başlamayı unutuyoruz. Herkes birbirine bakıyor. Bulan bulana kendini.
  40. Susmanın su kenarındayız bugün. Ne kadar sevgiyle konuşsak… Korkuyoruz göz göze gelince.
  41. Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa. Saatlendiriyoruz günü. Bölüyoruz dakikalara.
  42. Uzanır kırlara doğru Yalnızlığı olan. Bu saatte sessizlik acıdır gelecektir parka yalnızlığı duyan.
  43. Başka değil yokluğu görmek için. Kirli ağustos! Göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
  44. Bir sokakta bir aşağı bir yukarı… Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği… Amansız bir güceniğim.
  45. Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak. Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir.
  46. Sınırsız bir uykusuzluktur böyle. Her yolculuğum benim. Koşuşan geyiklerle dopdolu ve uçan balıklarla…
  47. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi. Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir.
  48. İçime siner mahallenin kokusu. Gökyüzü karışıksa kuşların işi… Ya içim içime sığmıyorsa. Ne denir kötüdür insanların gidişi.
  49. Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan.
  50. Kimse görmüyor bizi. Göremezler ki. Uçup uçup konuyoruz yerlerimize. Bir konfeti demetinden kopmuş gibi. Düşlerimizden saçılmış gibi.
  51. Ah şu yağmurlar durmasa ya ne güzel ıslanıyor ilkyaz ne güzel ne güzel ne güzel denize zorla sokulmuş ağlamaklı bir çocuk gibi.
  52. Sanırım hiçbir şeyin öyle pek tamamlanmadığı. Bir çağda yaşıyordum. Ve bütün eksik kalmaların… Sessiz ve ünü olmayan bir tanığıydım ben.
  53. Ama biz dağınık kaldık. Sevgimizle sevgisizliğimizle. Mutluluğumuzla mutsuzluğumuzla. Özlemlerimizle yitikliğimizle. Her neyse her neyse…
  54. Düş sensin
    Açtın mı kapısını balkonunun
    Saksıda görünen de sen
    Sulayan da senin elin.
  55. Öyle dağıldık ki hepimiz, her günün geçmesi yeni bir gerçek oluyor. Seninle her uzaklık gibi böyle…
  56. Suyu tutmak gibi bir şeydi hepsi
    Günler seni anımsadığım zaman.
  57. Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın; karşındakinin adam olup olmadığını, âşıkken değil ayrılırken anlarsın.
  58. Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
  59. Tek ihtiyacım neydi biliyor musun? Bir papatya yaprağı daha…
  60. Kaçınılmaz bir yalnızlık seninkisi.
    Ayrıca katı, ilgisiz, iğreti…
  61. Ben senin yanında, bana bakan yüzün solana kadar, sen ”dur” diyene kadar, ölüm bize gelene kadar kalacaktım.
  62. Ben her şeyi artık unutuyorum.
    Ama o geçerken ne yalan söyleyeyim
    şuramda bir ağrı duydum.
  63. Bırakmak bırakılmak demeyelim. Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da. Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden. Sanki kış aylarında bir uçurumda…
  64. Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan. İnce bir org sesini sürükleyerek… Benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya. Hepimiz kayboluyoruz.
  65. Oysa hep yanımdasın seninle her şey yanımda. Kırıp dökük de olsa yanımda. Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda. O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan. Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun…
  66. Sevmelerin ustasıyız güzel şaşkınlıkların. Önce yüreklerimizi alıştırmışız buna sonra kafalarımızı. Ki bu yüzden içimiz hiçbir zaman yoksul değil Yoksul olmadı.
  67. Gitsem de her yerde biraz vardır. Hatırda zamansız bir plak… Bir otel kapısı biraz istasyon… Vardır o seninle birlikte olmak. Buluşur çok uzaktan ellerimiz. Ve nasıl pekguzelsozler.com göz gözeyiz ansızın bir infilak.
  68. Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var. Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa. Bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden. Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla.
  69. Oysa “Allah sevdiğine kavuştursun…” diyen hiç bir dilenciyi boş geçmemiştim ben…
  70. Sorma bana nereden geldim, neyim diye.
    Anlaştık işte seninle, konuşmasak da…
  71. çok şeyleri kadınlar için yaptım, kadınlar onlar ki yokmuşum gibi sevdiler beni.
  72. Aşk üzerine en güzel sözleri arıyorsanız Özdemir Asaf‘ın aşk sözlerini mutlaka bakmalısınız.
  73. Bana “kalbimdesin” deme. Bilirsin; kalabalık yerleri sevmem.
  74. Elbette bir ustalıktır bizim sevgimiz. Mutlu bir yolcu gibi yol kenarlarındakilere el eden.
  75. Kısa bir gülümseme yürüdü dudaklarından. Benim dudaklarıma da geçti…
  76. Beni ara. Beni bul. Elbette sarıl bana.
  77. Arada mektup yazıyorum sana…
    Ah, olmayan sana.
    Hiç olmadın ki!
  78. Yalnızken ve senden bunca uzakta
    Öyle soğuk, öyle anlamsız ki her şey..
  79. Niye olmalı öyleyse. Aşk mutlu bir sürgünlükse.
  80. O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun. Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden. Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle. Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
  81. Ben yorgunum anlamaktan, Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.
  82. Bir renk değildir mavi huydur bende. Ve benim yetinmezliğimdir. Ve herkesin yetinmezliğidir belki.
  83. Bir bakın, uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim.
  84. Susmanın su kenarındayız bugün. Ne kadar sevgiyle konuşsak. Korkuyoruz göz göze gelince.
  85. Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu. Çıkarsak toplamak yerine. Her hüzün başka türlü olurdu. Ne yaparsan yap saati kurma. Öyle dağıldık ki hepimiz. Her günün geçmesi yeni bir gerçek oluyor. Seninle her uzaklık gibi böyle.
  86. Kimse görmüyor bizi. Göremezler ki. Uçup uçup konuyoruz yerlerimize. Bir konfeti demetinden kopmuş gibi. Düşlerimizden saçılmış gibi.
  87. Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da Herkes biraz var o kadar.
  88. Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan. İnce bir org sesini sürükleyerek. Benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya. Hepimiz kayboluyoruz.
  89. Hava soğudu Kasım’ın son günleri. Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.
  90. Bırakmak bırakılmak demeyelim. Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da. Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden. Sanki kış aylarında bir uçurumda.
  91. Ah şu yağmurlar durmasa ya, Ne güzel ıslanıyor ilkyaz, Ne güzel ne güzel ne güzel, Denize zorla sokulmuş, Ağlamaklı bir çocuk gibi.
  92. Ama biz dağınık kaldık. Sevgimizle, sevgisizliğimizle. Mutluluğumuzla, mutsuzluğumuzla. Özlemlerimizle, yitikliğimizle. Her neyse, her neyse.
  93. Sınırsız bir uykusuzluktur böyle. Her yolculuğum benim. Koşuşan geyiklerle dopdolu. Ve uçan balıklarla.
  94. Bir sokakta bir aşağı bir yukarı. Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği. Amansız bir güceniğim.
  95. Her şey o kadar dokunaklı ki. Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen. Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem. Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı. Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.
  96. Sanırım hiçbir şeyin öyle pek tamamlanmadığı. Bir çağda yaşıyordum. Ve bütün eksik kalmaların. Sessiz ve ünü olmayan bir tanığıydım ben.

    Sevmelerin ustasıyız, güzel şaşkınlıkların. Önce yüreklerimizi alıştırmışız buna, sonra kafalarımızı. Ki bu yüzden içimiz hiçbir zaman yoksul değil, Yoksul olmadı.

  97. Ben orda, akşamına orospular dadanan, Camlarında pis sinekler gezinen, ben orda, Eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor.
  98. Kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla, Başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber, Ya Tanrıya inanır ya da isyana.
  99. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi. Biz eskiden seninle, İstasyonları dolaşırdık bir bir.
  100. Şiirler yazdım, kitaplar okudum. Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum. Derinlerde kaldım böyle bir zaman, Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan. Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları. Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
  101. Her yalnızlık bir ihtilaldir.
  102. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile, Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
  103. Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, Hiçbir yere gitmiyor.
  104. Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum, Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.
  105. Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var. Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa. Bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden.
  106. Belki de alıp başımı gideceğim. Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin. Nereye, ama nereye olursa gitmenin. Hüzünle karışık bir ağrısı.
  107. Yaşamım bir şarkıcının iç çekme anıdır, Beş mevsim yaşarım yılda.